Gönüldendir Şikayet -1

Posted 9 Şubat 2011 Çarşamba by ełif мiиeღ
Vur toprağa!.. Kaz dedi !.. "Söz sana" , "Yaz" dedi !. Yazdım, toprağı kazdım, tırnaklarımla kazıdım ama sözünü tutmadı. Ferasetim kalmadı sanırım. İnanmak istedim son bir kez bir insana. Sadece son bir kez daha. Uzun süredir yapmadığım bir şeydi inanmak, sadece herhangi bir insana inanmak..
Sarı bir yaprak düştü, sonbahardan kalan son yaprak. 44 numara ayakkabı ile son nefesini verdi "hışırt" sesini çıkararak. Yol uzundu, soğuktu. Zemheride içtiği sigara çok hoşuna gidiyordu, gözleri dalıyordu arada bir, ve gözleri doluyordu sık sık. Kafasını yukarı bile kaldırmıyordu, bir tanıdık görürse selam vermemek için. Çünkü bırak konuşmayı, kafasını sallamaya tâkati yoktu. Sadece ayakları onu bildiği yere götürüyordu. Adı Ercan'dı..

Yıkık dökük bir yere girdi. İçeride paslı sandalyeler, içinde ateş yanan bir varil ve saçı sakalı birbirine karışmış bir adam vardı. Adam, Ercan'ın içeri girdiğini görünce yüzünü bir tebessüm sardı. Ercan adamın yanına gitti tek söz etmeden elindeki poşeti adamın yanına bırakıp dışarı çıktı...

İleride bir park vardı. Banklardan birine oturdu, yalnız kalıp düşünmek istemişti biraz. Ayazdı ama o ayazı çok seviyordu. Bir sigara daha yaktı, yüzü yine yere dönük. Bir an kafasını kaldırdı, yanında yaşlı bir teyze duruyordu, teyze Ercan'ın yanına oturdu ve konuşmaya başladı

- Gönüldendir şikayet, kimseden feryadımız yoktur, ateş kesilir geçse saba gülşenimizden ..
- Efendim? Anlayamadım !.
- Fazla düşünme evlat, kal sağlıcakla

Der ve teyze oradan ayrılır. Ercan içinden "Bütün arızalar da beni buluyor" diye geçirir.. Tekrar yaşlı adamın yanına gider. Teyzenin söyledikleri kafasını karıştırmıştır, teyze düşünme dese bile. Sadece ne demek istediğini anlamak ister.

Yaşlı adama poşette yemek getirmişti. Bir yandan boş tabakları toplarken bir yandan da yaşlı adama, teyzenin söylediklerini anlattı. Yaşlı adamın yüzünde yine bir tebessüm oluştu ve anlatmaya başladı.

- Gönüldendir şikayet kimseden feryadımız yoktur, ateş kesilir geçse saba gülşenimizden, o mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler, bir ah etsem bu dünyayı viran ederim ben... Diye gider bu şiir.
- Ne demek yani bu?
- Bu şiir Yenişehirli Avni'nin şiiridir. Daha sonra şarkısı bile yapılmıştı. Bir aşığın şiiri.
- Eee peki bu teyze bunu bana niye söyledi.
- Bilmem... Belki de bilmeni istedi sadece. İçinden gelmiş de olabilir.
- Allah Allah !..
- Boşver fazla düşünme evlat !..
- O da aynısını söylemişti..

Bunun üzerine adamın yüzünde yine bir gülümseme oluştu.Ercan bir sigara daha yaktı ve oradan tam çıkarken, doğudan esen ılık bir rüzgarla birlikte karşı kaldırımdan geçen çok hoş bir hatun gördü. Bu sırada yaşlı kadın yaşlı adamın bulunduğu viraneye girdi. El ele tutuştular. Ercan yolun karşı tarafına geçmek isterken hızla gelen bir otobüs Ercan'a çarptı ve Ercan o kızın önüne kadar yuvarlandı.

Kız panik içinde bir yandan çığlık atıp bir yandan yardım çağırırken yaşlı adam ve teyzenin yüzünde hala garip bir tebessüm vardı....

0 yorum: